Can-ı Gönül

Ah can-u gönül bu nasıl bir kederdir ki topraktan sudan kâfi Sükutunla devşirdiğim yokluğunu sözler yutkunadurur Aşkı tavaf eden gönüllere ne çare seher vakti Ah cana cefa gönül...

Ah can-u gönül bu nasıl bir kederdir ki topraktan sudan kâfi
Sükutunla devşirdiğim yokluğunu sözler yutkunadurur
Aşkı tavaf eden gönüllere ne çare seher vakti
Ah cana cefa gönül ahuzarımın esmer suskunluğu eriyor göğsümde.
Kulağımdan adın geçerken usulca
İçim üryan için zemheri bir o kadar ruhum soğuk
Sırtımda sensizliğin ağrısı
Heybemde buğday başağı yüklü özlemin kanaya kanaya kanatıyor.
Usulca öperken özlemin gözlerinden
Ve öpüyorum ağzım şiir oluyor.
Boynuma benzesin mısralar diyorum
Utangaç huzurlu bir o kadar da terli
Ah gönül kirpikler düşsün tenine
Her bir saç telimde nur cemalin aralansın,
Her tümcede virgül niyetine nefesin soluklansın.
Ah gönül bin ölsem, bin ölsem dağın yamacında adı Kaf olan
Ah can-u gönül içimde ağlayan çocuğu susturamıyorum artık.
Ne kelimeler yarıyor lisanımı anlatmaya ne de ozanlar hâlimi...
Serçecik kanatları olsa da ruhumda
Bugün temmuzun yirmi ikisi
Kendimle mesafe koydum ruhum arasına,
Gül açmış tenimde hasbihâl ederken şiirle
Ah can-u gönül çok sevdim ikimizi.
Sayfalar eksik cümleler yarım kelimeler kefenli kalmış olsa da
Kapanmadan bitmeyecek bu öykü...

Sabahat AkınZümrüd-ü Sabah