Şu gecenin en kesif ve en karanlık yerinde
Yüreğim adım adım yürüyor mahzenine
Çaresiz, yalınayak, anadan üryan beklemekteyim kapının eşiğinde
Öyle mahzun, öyle masum, öyle meczup
Halimi soranlara,
Yâr'in mülteci olduğu şehre kalbini bırakan bir dilefgâr'ım...
Yol bekler gözlerim, duaya durur ellerim
Yorgun ve takatsiz bedenimle, aç bir köpek misali yüreğini diliyorum senden
Dilim sen, ikrarım sen, duam sen, niyazım sen, dileğim sen iken
Yüreğini yüreğime emanet eder misin ebedi?
Kalbimin kasıklarında bastıramadığım özlemin
Şehrine ihtilal eden yüreğim
Seni düşlemek için geceyi güne berdel eden gözlerim
Her mısrası sen kokan şiirlerim
Tüm gözlere kör yalnızca gözlerine ebed gözlerim
Sensizliğin sessizliğinde bir sahraya düşen kimsesizliğim
Gecenin rahmine düşen bakışlarının esaretindeyken ruhum
Yüreğini yüreğime emanet eder misin ebedi?
Gece, kasıklarına kadar yokluğunun matemiyle yas tutarken
Kırık bir tebessümle güne bakan gözlerinde yeni bir şehir inşa olurken
Özlemin yumağı iki yumruk misali sıkarken boğazımı
Siyah saçlarım beyazla nikahlandı hasretin kucağında...
Linç edilmiş özlemlerin sürgün bakışlarında kıyamet koparken
Yüreğini yüreğime emanet eder misin ebedi?..
Sesinin tınısından içince binlerce umut ekildi toprağa...
Bir koza gibi ilmek ilmek dokuyorum bakışları mil diye gözlerime.
Sonra...
Özlemenin uçurumunda sensiz sendelerken
Dilsizliğimi diktim sabrın gömleğine.
Paslanmış cümlelerin kırgın harflerini budarken kalemimle
Yasak bir kitabın sır vermeyen tutkusu misali
Kokunu kokuma, nefesini nefesime, yüreğini yüreğime
Mütemadiyen emanet eder misin ebedi?.. Yâr'im...
Şiir
Gözlerinde Yeni Bir Ülke İnşa Ettim
Şu gecenin en kesif ve en karanlık yerinde Yüreğim adım adım yürüyor mahzenine Çaresiz, yalınayak, anadan üryan beklemekteyim kapının eşiğinde Öyle mahzun, öyle masum, öyle meczup...
Sabahat AkınZümrüd-ü Sabah