Kanaatimce merhamet üzerine inşa edilen her bağ, güçlenmeye ve kök salmaya mahkûmdur. Bu bağ ister aile içerisinde kurulsun, ister dostlukta yeşersin, ister bir gönül ilişkisine dönüşsün; hatta bir insanın bir hayvanla kurduğu sessiz ve karşılıksız sevgi bağı olsun, fark etmez. Merhamet, temas ettiği her şeyi güzelleştiren ilahî bir nefestir.

Rabbimiz, "Merhamet edin ki size de merhamet edilsin." diye buyururken elbette boşuna buyurmamıştır. Hâşâ, Allah abes iş yapmaz. Her emir, her ikaz ve her hakikat insanın yaratılışına uygun bir hikmet taşır.

İnsan, fıtratı gereği merhamet tohumlarıyla yaratılmıştır. Fakat o tohumların filizlenip büyümesi insanın iradesine bırakılmıştır. Nasıl ki bir çiçeğin yahut bir ağacın büyümesi için suya, güneşe ve sevgiye ihtiyaç varsa; insanın içindeki merhamet de aynı şekilde ilgi ister, emek ister, beslenmek ister.

Beslenmeyen merhamet zamanla körelir. Körelen merhamet ise önce insanın kendi ruhuna yabancılaşmasına sebep olur. Sonra başkalarının acılarına karşı duyarsızlaştırır. Nihayetinde insan, yaşanan her hadiseyi sıradan bir olay gibi görmeye başlar. Acılar karşısında sızlamayan, haksızlık karşısında ürpermeyen bir kalp ortaya çıkar.

Oysa kâinatta her etkinin bir tepkisi vardır.

Merhamet edersek merhamet görürüz.

Vicdan sahibi olur ve vicdansız insanlarla sınansak bile kaybeden biz olmayız. Çünkü gün gelir, Allah yüreğimizde taşıdığımız merhametin karşılığı olarak yolumuzu yine merhamet sahibi gönüllerle kesiştirir.

Ben buna inanıyorum.

Eğer bir gün birini incitmekten korkuyor, zulmetmekten çekiniyor, haklı olduğumuz hâlde susuyor ve adaleti insanlardan değil Hak'tan bekliyorsak bilin ki hiçbir sabır karşılıksız değildir. Zulüm ne kadar uzun sürerse sürsün, ilahî hüküm kesindir.

Allah, haklı olduğu hâlde sabreden ve adaleti kendisinden bekleyen kullarıyla beraberdir.

Şimdi gelin birlikte tefekkür edelim:

Kendimize en son ne zaman merhamet ettik?

Kaç insanın acısına ortak olduk ve kaç yaralı yüreğin elinden tuttuk?

Haklı kalabilmek uğruna kaç kez yenilgiyi göze aldık?

İmtihanın ağırlığında kaç kez nefsimizden, arzularımızdan ve hatta mutluluklarımızdan vazgeçtik?

Kaç haksızlığın karşısında sabredip adaleti Hak'tan bekledik?

Kaç kişiye kendimizden vererek merhamet gösterdik?

Kaç sevincimizi, kaç hayalimizi ve kaç mutluluğumuzu merhamet uğruna uğurladık?

Bir kez daha düşünelim.

Eğer yüreğinizde merhametin izlerini taşıyorsanız bunun için şükredin. Çünkü merhamet her kalbe uğramaz; her gönül bu nimetten nasiplenmez. Nasiplenmiş olsa bile, eğer o merhamet yalnızca kişinin kendisine yönelmişse gerçek anlamda meyve vermez.

Merhamet, paylaşıldıkça büyür.

Nasıl ki bilgi amel ile değer kazanıyorsa, merhamet de davranışa dönüşmediği sürece eksik kalır. Hatta zamanla insanın omzunda bir yük hâline gelir.

Bu sebeple, eğer sizi kırmamak için incelik gösteren, sizi üzmemek için kendi nefsini geri plana koyan merhametli bir yüreğin hayatınızda yeri varsa onun kıymetini bilin.

Böyle gönülleri karşımıza çıkaran Rabbimize şükredelim.

Ben kendi adıma, merhamet kokan yüreklerin duasına muhtaç olduğumu biliyorum. Rabbim, kalbini merhametle yoğurmuş insanlarla yollarımızı kesiştirsin; bizi de onların gönlünde hayırla anılanlardan eylesin.

Âmin.